Tarih

Orjinal Resim

1. Türk Hakimiyetinden Önce Çorlu (Antik Çağ ve Bizans Dönemi)

Trakya’nın adı, bölgeye ilk çağlarda büyük kitleler halinde yerleşen ve adını veren Traklar’dan gelmektedir. M.Ö. 4000’li yıllardan itibaren başlayan akınlar, M.Ö. 2000’li yıllara kadar Anadolu üzerinden; M.S. 1200’lü yıllara kadar ise kuzey yoluyla sürmüştür. M.Ö. 1200 Ege Göçleri sonrasında bölgeye Frigler, M.Ö. 800’lerde ise Yunan kolonileri yerleşmiştir. Bu süreçle birlikte bölge halkı M.Ö. 7. yüzyıl başlarında köy ve mezra yaşamından şehir düzenine geçmiştir. Marmara Denizi’nin kuzeyinde kurulan Bisanthe (Barbaros), Perinthos (Marmara Ereğlisi) ve Selymbria (Silivri) gibi antik kentler arasında stratejik bir kavşak noktası olan Çorlu, Ege ve Akdeniz coğrafyası ile Trakya içleri arasında köprü olmuştur.

M.Ö. 546’da Perslerin, ardından Odrys Krallığı’nın idaresine giren bölge, M.Ö. 340’ta Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından fethedilmiştir. M.Ö. 168’de Roma İmparatorluğu hâkimiyetine giren Çorlu ve çevresinde tarımsal yerleşmeler ve çiftlikler kurulmuştur. M.S. 395’te Roma’nın ikiye bölünmesiyle Doğu Roma (Bizans) sınırlarında kalan bölge, 7. yüzyıldan itibaren kurulan askeri idari bölgeler olan Thrakia Theması içerisinde yer almıştır.

Bizans döneminde Tzirallum / Tzirallon adıyla anılan Çorlu, imparatorluk taht kavgalarına ve tarihi olaylara (örneğin Aleksios Komnenos’un imparatorluğa yükseltilmesi tartışmalarına) tanıklık eden müstahkem bir askeri kale şehri olmuştur. 1204’teki Latin işgalinin ardından 1247’de yeniden Bizans kontrolüne geçmiştir.

2. Türk Hakimiyetinde Çorlu

2.1. Osmanlı Hakimiyeti ve Erken Dönem Trakya’da Osmanlı fetih hareketlerini başlatan Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa, 1357 yılında Gelibolu ile birlikte Çorlu’yu da Osmanlı topraklarına katmıştır. 1359’da Süleyman Paşa’nın vefatıyla kısa bir süre yeniden Bizans eline geçen bölge, 1361 yılında Şehzade Murad (Sultan I. Murad / Hüdavendigar) tarafından kesin olarak fethedilmiştir. Çorlu’nun fethinden sonra bölgeye Anadolu’dan gelen Türkmen aşiretleri yerleştirilmiş, kaleler tahkim edilerek Türk-İslam mühürleri vurulmuştur.

2.2. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Çorlu 17. yüzyılda Çorlu’yu ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde kenti şu çarpıcı detaylarla anlatmıştır:

  • Çorlu kalesinin kurucusunun efsanevi yapılara dayandığını, Yıldırım Bayezid Han tarafından fethedilerek surlarının yıkıldığını belirtmiştir.

  • Şehrin havasının gayet tatlı ve yayla havasında olduğunu, etraftaki geniş ovalarda yüz binlerce koyun sürüsünün otlatıldığını kaydetmiştir.

  • Çorlu’nun Rum, Arap ve Acem diyarında meşhur olan küçük Çorlu peyniri, kaşkaval peyniri ve dil peynirinin lezzetinden övgüyle bahsetmiştir.

  • Şehirde o dönem 15 Müslüman mahallesinin (Arabacıbaşı, Muslihiddin Efendi, Keçecizade, Abbaszade, Karacaahmed Sultan, Burhanzade, Hisar, Hacı Gani, Mustafa Efendi, Odunpazarı vb.) bulunduğunu, halkının son derece ikram sahibi ve misafirperver olduğunu aktarmıştır.

3. Osmanlı Arşiv Belgelerinde Çorlu ve Padişahların İzleri

Osmanlı arşiv belgelerine ve padişahların fermanlarına göre Çorlu, devlet merkezine (İstanbul) yakınlığı ve Edirne güzergâhında bulunması sebebiyle büyük bir lojistik ve idari öneme sahip olmuştur:

  • Fatih Sultan Mehmed ve İlk Külliye: İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’da inşa ettirdiği Fatih Camii ve Külliyesi’nin vakıf gelirlerini desteklemek amacıyla Çorlu'da vakıf arazileri ve mukataalar tahsis edilmiştir. Çorlu'daki ilk cami olan Ebulfeth Sultan Mehmed Han Camii, arşiv belgelerinde bu vakıf kayıtlarıyla yer almıştır.

  • Yavuz Sultan Selim’in Mücadelesi ve Vefatı: II. Bayezid’e karşı Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere mevkisinde 1511 yılında yaptığı savaşı kaybetmesine rağmen Yavuz Sultan Selim’e padişahlık yolu burada açılmıştır. Yavuz Sultan Selim, saltanatının zirvesindeyken 1520 yılında yine Çorlu’da (sırtındaki ur rahatsızlığı sebebiyle) 40 gün süren tedaviler neticesinde vefat etmiş ve cenaze süreci buradan yönetilmiştir.

  • Kanuni Sultan Süleyman’ın İmar Faaliyetleri: Kanuni Sultan Süleyman döneminde Çorlu’ya cami, imaret, mektep, hamam, aşhane, su yolları ve köprüler inşa edilmiştir. Arşivdeki 1573 tarihli belgelerde, Çorlu kasabasına dışarıdan getirilen su yollarının korunması ve etrafındaki arazilerin korunması için kadılıklara fermanlar gönderildiği görülmektedir.

  • Sultan II. Abdülhamid ve Sultan Reşad Dönemi: 19. yüzyılın sonlarında Çorlu’daki Emlak-ı Hümayun çiftlikleri ve köylerinde yeni camiler inşa edilmiş; 1910 yılında ise Sultan V. Mehmed Reşad, Çorlu’da inşa edilen İbtida Mektebi’ne maddi bağışta bulunmuştur. 1911 yılında Çorlu kenarında iskân edilen muhacirlerin kurduğu yeni mahalleye padişaha atfen Reşadiye adı verilmiş olup, bu isim günümüzde de kentimizin merkez mahallelerinden biri olarak yaşatılmaktadır.

4. Cumhuriyet Dönemi ve Modern Çorlu

Milli Mücadele yıllarında işgal acısını yaşayan Çorlu halkı, vatan sevgisi ve direniş ruhuyla bağlarını koparmamış; 1 Kasım 1922 tarihinde Türk ordusunun zaferiyle düşman işgalinden kurtulmuştur.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte tarımsal üretim gücünü muhafaza eden Çorlu, Cumhuriyet dönemindeki planlı sanayileşme hamleleriyle birlikte Trakya’nın kalbi haline gelmiştir. Stratejik coğrafi konumu, gelişmiş demiryolu ve karayolu ağları, yüksek nüfus potansiyeli, sanayi, ticaret ve kültür birikimiyle Türkiye’nin en dinamik kentlerinden biri olan Çorlu, köklü tarihinden aldığı ilhamla geleceğe güvenle yürümektedir.

Site Yönetimi Çorlu Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü l Tüm Hakları Saklıdır l